31 Ağustos 2016 Çarşamba

Eskişehir Ve Annem

Dünden beri Eskişehirdeyiz. Annemin arkadaşının oğlu evleniyor Mehtap Teyze oğlunu sevmezdim küçükken ,aramızda 5 yaş vardı oğluyla sümüklü derdim ona ama gerçekten sümüklüydü hep hasta olur burnu akardı şimdi diyorum ki acaba haylen sümüklü mü sümüklü evleniyor diye bağırasım geliyor düğünde .  Ben ve annem geldik. Kardeşlerim evde kaldı. Düğün yarın akşam bu akşam kına var.. Annemle biraz dolaşmaya karar verdik. Ah Eskişehir ne de güzel bir ilmişsin sen öyle hayran kaldım sana... Eski diyince eski anılarım gelir aklıma eski dostluluklar eski kan kardeşlikler daha ayağımız sırada oturken yere değmezken şimdi kocaman insanlar olduk. Küçüklüğünü bilirim dediğimiz insanlar olduk....
Annem ilk ve son hayran olduğumum insan. Babamın hep bana seni seviyorum sana güveniyorum sen yaparsın sözleri duymak istemiştim küçükken ... Ama olmadı o lafların iki katını annem verdi bana hiçbir zaman anne demedim anneme o hep seslendiğinde Annem dedim sanki sadece benim annem gibiymiş... Ah şu anneler olmasa dünyanın hali ne olurdu. Annem ben sırf dershaneye gidiyim diye 2 tek bileziğini bozdurdu sırf benim için hep bu aklıma gelince boğazım düğümlenir çünkü elinde olan sadece o 2 tek bilezikti onu da benim için bozdurdu. Annem sadece benim için fedakarlık yapmaz Kardeşlerim icin yapar onlarla genellikle babam ilgilendiği için her ihtiyacıyla.... Şuan da oturduğumuz evi satılığa verdi sırf ben dışarda okuyorum diye. Annem evi satılığa vermesin diye her yere başvurdum burs için artık bakalım hayırlısı.  Annemm.

Elimden geldiği kadar çok fotoğraf çekmeye çalışıyorum. E bazen de Google amca dan yardım alıyorum.
Kitap evine uğruyoruz annem de benim gibi tam bir Kitap kurdu orada kaç saat kaldığımızı hatırlamıyorum. 4 kitap alıp çıkıyoruz.
İlk önce Sarah Jio kitabını okuyacağım ona hayranım :) bir de kitap ayrıcağı aldık Eskişehir yazıyor üstünde çok beğendim. Koleksiyonuma bir tane daha ayıraç geldi. Oturduğumuz cafede başlıyorum okumaya..
Annem şikayetçi oluyor kitap okumama yüzüme bak diyor. Ben de bırakmak zorunda kalıyorum bir sure sonra. Annemle beraber birer Türk kahvesi içip çıkıyoruz. Mehtap teyzelere yol alıyoruz akşam sümüklünün kınası var. Kendinize iyi bakın ailem...

Nur A.


29 Ağustos 2016 Pazartesi

Tatlıcı Çocuk

Merhaba Ailem
Dün evde oturmaktan bunaldığım için arkadaşımla sinemaya gitmeye karar verdik. Diyarbakır da pek fazla sadece sinema yeri yok  AVM lerde genellikle mevcut. Arkadaşım M ile yürüyerek gitmeyi tercih ettik. Yolda bir tatlıcı çocuk gördük birden ayağı kaydı , düştü tatlıların hepsi yere düştü ve kırıldı. Benle arkadaşım üzüldük tabi para verdik. Önce kabul etmedi sonra aldı çok güzel mavi gözleri vardı. 

Sinema çıkışı saat 18.00 gibi eve gitmek için tekrar yürümeyi tercih ettik. Uzaktan tatlıcı çocuğu gördük. M dediki Nur baksana bu öğlen gördüğümüz  çocuk değil mi ? Ben iyice bakınca mavi gözlü çocuk olduğunu gördüm. Fakat biz uzakta olduğumuz için görmedi bizi. Aynı şekilde yere düştü biz M ile şok olduk anladık ki oyun oynamış insanların vicdanlarıyla oynayarak para kazanmaya çalışıyor resmen ben kendimden utandım 10 yaşındaki bir çocuk böyle bir oyunu nasıl oynayabilir bi de kendini çok kötü yere atıyor sonra kolum acıyor diyor bize yaptığı şeyin aynısını başkalarına da yaptı.
Biz M ile ya polisi arayacaktık ya da biz de oyun oynayacaktık polisi aramaya gönlümüz razı olmadı. Ben ve M çocuğa sağlıkçı olduğumuzu söyleyecektik. Çocuk yerde kıvranırken yaşlı ton ton bir teyze çocuğa para vermeye çalışıyor bu sefer  çocuğun etrafı daha kalabalık M teyzeye parayı cebine koymasını söyledi. Ben çocuğa sağlıkçı olduğumu ve koluna bakmak istediğimi söyledim çocuk önce izin vermedi iyiyim dedi ben ısrar edince kalktı yerinden iyiyim diye sonradan fark ettim tatlıları bayat ben nasıl da fark edemedim ilk gördüğümde sonra çocuğun kulağına eğer seni bir daha insanları kandırdığı görürsem seni polise veririz. Çocuk oradan uzaklaştı. Bizde M ile eve döndük. Yetişkin insanları geçtim bir çocuk nasıl insanları kaldırabilir yazık hemde çok yazık....

Ailem bugün baktım da eskisi gibi yorumlar gelmiyor ve bir takipçi beni takip etmekten vaz geçmiş bunu görünce üzüldüm benim yazdıklarım insanlar beğenmiyor gibi geliyor sizce de öyle mi ?

Nur A.

27 Ağustos 2016 Cumartesi

2 Eski Kitap

Merhaba Ailem
Bugünde kütüphaneden çıkamaz oldum. Haftada 4 gün gidiyorum. Artık çalışanlar beni tanıyor . Kütüphane de saatlerin nasıl geçtiğini anlamıyorum. İzin verseler geceleri orada kalacağım o kadar keşfedilecek kitap var ki anlatamam size bi o kadar da ortalık dağınık insanlar kitapları güzelce yerleştirmeden gidiyorlar. Orada ki görevlilerde kütüphane büyük olduğunu icin hepsini düzeltemiyorlar. 
Orada kitap ararken araya sıkışmış bir kitap gördüm kapağı hafiften eskimiş elime aldım üstündeki tozu temizledim. Kitabın kapağı açınca üstünde 1970 yazıyordu. Eski bi kitabı nasıl olur da böyle yere atarlar diye üzüldüm. Ama bir yandan da elimde eski bir kitap bulundurduğum icin mutlu oldum bunun gibi bir kitap daha aramaya başladım. Ve 1996 yılına ait bir kitap buldum eski kitaplar hep hoşuma gitmiştir. İkisi de eski kitaplar gibi kokuyor :)


Karacaoğlanın kitabına başladım. Biraz cinsellikten bahsediyor. Fakat derinlemesine inmiyor şiirileri güzel..
Diğerlerine daha başlamadım...

25 Ağustos 2016 Perşembe

Bunu da Yaptılar !!!

Herkese Merhaba Ailem
Bugün sizlere iğrenç ve üzücü bi olaydan bahsedeceğim. 
Bugün turkiyenin durumu nedir diye internetten haberlere bakmaya başladım. Gözüme 4 gün önceki haber çarptı. Keşke okumasaydım dedim kendime ve kendimi tutamadım ağlamaya başladım.insanlar ne kadar kötü iğrenç .
9 aylık bebeğe tecavüz edecek kadar insanlar iğrençleşti mi ? 
9 aylık bir kız bebek diyorum,iğreniyorum insanlardan artık insanlara çok farklı bakıyorum. Bir insan zaafına nasıl yenik düşer. Midem bulanıyor.... O bebeğin daha yapacağı çok şey vardı hayatını karartı çocukluğunu çaldı ondan  
pislik herif insan bile diyemiyorum o hayvana....
Haber şöyle;
Antep İslahiye’de Suriyeli bir ailenin 9 aylık bebeğinin tecavüze uğradığına yönelik haberimizin ardından Antep Valiliği, jandarmanın zanlıyı yakaladığını ve savcılık sorgusunun ardından mahkemeye çıkarılan 18 yaşındaki S.D’nin tutuklandığını duyurdu. Haberimizin ardından sosyal medya üzerinden dinci ve faşist bir grup BirGün’ü tehdit etti. Uzun süre devam eden tehditler olayın resmi kanallarca kabul edilmesinin ardından son buldu. Antep’te yaşanan tecavüz olayıyla ilgili dün de yayın yasağının geldiği açıklandı. Geniş yankı uyandıran olayın detaylarına ise BirGün ulaştı. Çadır kent dışında kalan ve mevsimlik işçi olarak çalışan Suriyeli R.H. ile A.H, sığınmak için kurdukları çadırda 9 aylık bebeklerini Türkiye vatandaşı olan ve o an yanlarında hayvanlarını otlatan S.D’ye bırakarak, 100 metre ilerideki tarlaya gitti. Tarladan döndükten sonra çadıra giren aile, çoban S.D’nin uzaklaşmakta olduğunu gördü.
İki ayrı doktor muayene etti
Bebeğinin bezini değiştirdiği sırada oluşan morlukları ve zedelenmeyi gören aile hemen İslahiye Devlet Hastanesi’ne gitti. Acil servisteki ilk müdahalenin ardından müşahade altına alınan bebek, kadın doğum uzmanı ve çocuk doktoru tarafından muayene edildi. Yapılan kontrolün ardından bebeğin tecavüze uğradığı ortaya çıktı.
Olayın BirGün tarafından haberleştirilmesinin ardından jandarmanın arama tarama çalışmalarını hızlandırdığı öğrenildi. Antep Valiliği ile İslahiye Kaymakamlığı’nın da sık sık telefon görüşmesi gerçekleştirdiği ve zanlının yoğun çalışmalar sonrasında akşam saatlerinde yakalandığı ifade edildi. Karakoldaki ifadesinin ardından savcılıkta da sorgulanan zanlı S.D, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

O kişinin tutuklanması hiç bir şeyi değiştirmeyecek ya idam edilmeli ya da hadim edilmeli....

Nur A.

24 Ağustos 2016 Çarşamba

Koreli Arkadaşım Jun

Merhaba Ailem
Bugün size Koreli arkadaşımdan bahsetmek istiyorum. Adı Jun üniversite 2.sınıf öğrencisi Kimya Mühendisliği okuyor Güney Kore de yaşıyor. Ve o benim gmail arkadaşım. Yaklaşık 2 senedir konuşuyoruz. O kadar iyi arkadaş olduk ki birbirimize sırlarımızı anlatıyoruz. Turkiye ve Kore arasında saat olarak 6 saat var. Biz birimizle daha fazla  konuşmak için.

23 Ağustos 2016 Salı

Savaşçı

Merhaba Ailem
Geçen gün kütüphanede gezinirken bir kitap gözüme çarptı. Adı Savaşçı adını görmem ile almam bir oldu. Kitabın arka kapağına bile bakmadan aldım çünkü ismi beni hatırlattı.

21 Ağustos 2016 Pazar

Nerden Nereye

Zaman ne de hızlı geçiyor !!! Daha ilkokula başladığım günü hatırlıyorum sonra liseye başladığım ilk gün şimdi ise üniversite oldum.

20 Ağustos 2016 Cumartesi

Çok Okuyan mı bilir Yoksa Çok Gezen mi

Herkese Merhaba 
Başlıktan da anlaşılacağı gibi bugün ki yazım çok Okuyan mı bilir Yoksa Çok Gezen mi bu soruyu bence herkes kendine biribirine sormuştur. Peki bu sorunun cevabı ne?
Eğer çok Okuyan desem. Okumak toplumu cahil olmak kurtarır. Hani büyüklerimiz der ya oku da büyük adam ol. Sadece okul okumak büyük adamlığı temsil etmez. Kitap okuyarak ansiklopedi karıştırarak da büyük adam olunmaz fakat sizi cahil olmaktan kurtarır.O okuduğumuz kitaplarla dünyanın öbür ucuna ulaşabiliriz. Kitaplar sevgi doludur onlardan öğreneceğimiz çok şey var. Kitaplarda her türlü bilgi bulabiliriz gezmemize gerek kalmaz. Gezgin olmak bir yere kadar . Gezgin okumakla elde edilen bilgileri elde edemez. Kitaplarda yazılan lar silinmez kalıcıdır. Gezgin yazmadığı için hemen unuttur.
Peki çok gezen desem ne olur. Gezmek gezgin olmak başka bir şey gittiğin yerlerin kültürlerini yaşayış biçimlerini görüyorsun. Hayatın sana verdiği şartlarla iç içe oluyorsun. Bir gezgin olmak isterdim bir sırt çantası ile dünyayı gezmek isterdim. İnsanlar okuduklarını unutabilir fakat yazdıklarını unutamaz. Anı olarak kalır. Gezgin her şeyi yerinde ve zamanında görür. Fakat kitaplarda biz ustunden zaman geçtikten sonra görebiliriz. Keşfetmek keşfedileni akıla kazımak bambaşka bir duygudur. 
E öylese hangisi baksanıza kendime bir cevap bile bulamadım. Gezmek ve okumak ne de bambaşka şeyler. Sizce hangisi okumak mı gezmek mi ?
                 
Nur A.



19 Ağustos 2016 Cuma

SatırArasıMİM #1


SatırArasıMİM #1

Merhaba Ailem 
İlk mim davetimi aldım Yağmur Yağar sayesinde ve soruları cevaplamaya başlıyorum ona teşekkür ederiyorum 
1. Soru
Nasıl blog yazmaya başladınız ?

Aslına bakırsa ben blog yazmaya şans eseri başladım. Daha önce hep blog okurdum. Ve kendime hep böyle içimi dökecek hiç kimseye anlatamadığım olayları yazacak bir yer arıyordum beni tanımadan gormeyen bir yer olmasını istiyordum ve de buldum.

18 Ağustos 2016 Perşembe

En Bi Sevdiğim Aşklarım

Merhaba herkesin bir aşkı bir sevdası bir tutkusu vardır. Benim bu dünyada 2 tutkulu varlıktan vazgeçemem birincisi kitaplarım ikinci uçaklar Türk Yıldızlarına olan hayranlığım başka bir şey. Fakat ben size bu birinci aşklarımdan bahsedeceğim;kitaplarım. Ben bütün okuduğum kitapları severim fakat 5 tanesi vardır ki onlardan bir tanesi olmadan bir yere gidemem. Mutlaka en sevdiğim kitaplardan bir tanesi yanımda olması gerekir çünkü uğur getireceğine inanıyorum. Neden böyle düşündüğümü sorarsanız onlardan biri yanımda olduğu zaman iyi bir gün geçiyorum imkansız dediğim olaylar gerçekleşiyor. Benimde böyle bir takıntım var. Hadi öylese sizlerle 5 uğurlu kitabımı tanıştırayım...

17 Ağustos 2016 Çarşamba

MALATYA

Merhaba Ailem !!
Aslında bu yazıyı dün yazacaktım ama o kadar çok yorgudum ki saat 09.30 da uyumuşum. Dün Malatya'ya kayıt yaptırmaya gittik ve size o günümü anlatmak isterim
Sabahın erken saatlerinde başlayan yolculuk 3.30 saatlik yol sürdü. Malatya o kadar da yakın değilmiş Diyarbakır'a saat 13.00 de yurt beni randevu için çağırmıştı. Fakat biz farkında olmadan erken gelmiş olduk saat 11.15 geçe orada olduk. Önce bir ben yolları öğreneyim diye ufak bir gezinti yaptık daha sonra yolculuk bizi acıktırdığı için bizde yurdun yakınlarda bir restoranda oturduk. Saat 13.00 olunca bana bir heyecan bastı ilk defa bir yurt için mülakat gibi bir şey yapıyorlar. Beni içeriye çağırdıklarında heyecandan titriyordum.  

14 Ağustos 2016 Pazar

Özgürlük Savaşçısı Kim ?

Herkese Merhaba ben Nur
Buralarda yeniyim. Yeniden kasıt yeni yazmaya başladım. Önceden sadece blog okuyordum. Yazmayı uzun süre düşündüm. Beni yazmaya itiren şey yaşadığım şeyler bu dünyada hiç kimse dört dörtlük yaşamıyor. Ben Diyarbakırlıyım. Diyarbakırlı olduğum için hiç bir zaman utanmadım. Sadece benim hoşuma gitmeyen şey Diyarbakırın kültürü.
Kadınlar , kızlar burada kısıtlanıyor. Kısıtlanan kişilerden biride benim size bunu detaylı anlatmak canımı yakabilir size sadece benim küçükken yaşadığım bir anıyı anlatmak isterim ben daha 11-12 yaşındayken daha hiç bir şeyden habersiz biz ailecek bir yere girmiştik ve orası kalabalık bir yerdi. Benim erkek kardeşim benden bir yaş küçük ve o gidip babamın kucağına oturmuştu babam onu kucağına alıp herkesin içinde sarıp sarmalamıştı. Ben bunu görünce benimde canım babamın kucağına oturmak istedi koştum babamın bana kucak açacağını sanmıştım. O ise beni geldiğim gibi itirdi ve bunu hiç unutmam kulağıma ayıp herkesin içinde yanıma gelme dedi. Sonra annemi çağırdı. Benim o gün dünyam yıkıldı eve gittiğimizde ben herkes uyulduğunda elime makas alıp bütün saçımı kestim belki erkek gibi gorünürsem babam beni sever dedim. Ve ben bu olayı hiç bir zaman unutamadım.

13 Ağustos 2016 Cumartesi

HERKES BİR ŞEY SÖYLÜYOR

Bugünlerde hiç kendimle baş başa kalamıyorum. Bitmez tükenmez yatılı misafirler yüzünden kendimi unuttum. Hayatım değişecek ama haylen bir karar veremedim. Bundan sonra ne yapacağım ben. 
Herkes bir şey söylüyor !! Herkes benim adıma karar vermeye çalışıyor bu süreç beni yoruyor. Herkes kazandığım bölümle ilgili bir şey söylüyor yok öğretmen atama devri eskisi gibi değil. Herkes bir telden çalıyor.  Ben ise sadece kafa salamakla geçiriyorum. Kendime zaman ayıramıyorum. Şuan aklımda bir sürü soru işareti var. Özgürlük Savaşçısı gerçekten özgünlüğü bulabilecek mi ? bu soru kafamdaki olan sorulardan sadece bir tanesi. Tedirginim... Yıllardır istediğim bölümü kazandım fakat amaçsız bir yolda gibiyim. Kendi benliği kaybedecek kadar kötüyüm
Ama kendime verdiğim sözde kararlıyım. ben özgürlüğün kısıtlandığı yerdeyim. Asla vazgeçmem yolumdan 
Ben öğretmen adayıyım. Ve kendime tekrar söz veriyorum ki yapacağım ben
Ben hiç bir öğrencimi ayırmaksızın görevimi yerine getireceğim. Benim öğrencilerim vatana millete hayırlı bir birey olacaklar...
Kimse benim adıma karar veremez....
                 Nur A.

10 Ağustos 2016 Çarşamba

Üniversiteli Oldum

Bugün hayatımın en önemli gününü yaşıyorum. 
Belkide mutluluk bir başarı oykusunden ibaretti. 
Bugün hayatımın dönüm noktası.
 Yeni bir hayata, yeni dostluluklara,yeni şehire merhaba diyeceğim bir kaç ay sonra. İkinci evim olarak Malatya gidiyorum. 
Artık orası benim yeni yurdum yeni evim . Yeni kararlar alacağım orada. 
Özgürlüğüm belkide orada saklı.
 Biraz tedirgin biraz korkak olabilirim ama asla vazgeçmem yolumdan...
Bana iyi davran Malatya çünkü özgürlük Savaşçısı geliyor!!

          Nur A.

9 Ağustos 2016 Salı

Özledim Seni

Herkesin bu dünyada bir kayıbı var. Ve bu kayıplar insanlara ağır gelecek şekilde olabiliyor. Kayıp dediğim ölüm. Elbet bir gün  herkes ölecek. Peki sizden önce ölen sevdiğiniz kisi ise ...
Elbet ona neden beni bırakıp gittin diyemem. Hayatta bazı acılar geçmez sadece o acıyla yaşamaya alışırsınız. Benimde acım öyle oldu. Yaklaşık 2.50 sene önce sevdiğim insanı kanserden kaybettim. Sevdiğim çocuğu. Çocukluk aşkı dersin ya işte o da benim çocukluk aşkımdı. Çocukluk, gençlik aşkları saf olur derler. Benim de öyleydi ben onu kaybettigimde 10.siniftaydim. ve 6.siniftan beri beraberliğimiz vardı.  Hani olur ya dokunmadan gözlerinle seversin bizimki de oyleydi. çocuktuk diye ele ele tutuşmayı bile bilmezdik. utanırdık birbirimizden. Çocukluğumun ve ergenligimin en güzel günleriydi. Aşkı ve sevgiyi birlikte öğrenmiştik. Ama kanser hastalığı başımıza bela oldu. İlk başlar birlikte olursak geçer dedik grip gibi bir hastalık sandık.  çocukluk işte. Buyudukce anladık ağır hastalık olduğunu . Günler geçtikçe daha kotu oldu. Gozlerime bakamaz oldu. Kanser. 
Nasıl bir iletse çocukluğumu benden çalıp gitti.

 Eğer hastalığa yakalanmasaydın suan birlikte tercih sonuçlarımizi bekliyor olabilirdik sevgilim. Seni çok özledim. 
Sana beni bırakıp gittiğin için kizmiyorum. Kizamam sana çocukluğum sende saklı. Biriciğim, aşkı ben senden öğrendim. Adin bende saklı. Hani derler ya hangi yaşta ölürsen o yaşta kalirsin. Bak sevgilim ben buyudum kocaman oldum. Belkide üniversiteye basliyacam. Ama haylen aklimdasin 16 yaşındaki halinle. çocukluğumun en güzel tarafı sendin.
 Özlüyorum seni her gün her gece .

Özgürlük Savaşçısının sizin desteklerinize ihtiyacı var

Ben kendimi özgürlük savaşçısı olarak adlandırdım çünkü gerçekten öyle yaşadığım yerin özgürlük savaşçısıyım.Buralarda özgürlük kadınlar ve kızlar için kısıtlanan bir şey. Haylen böyle şeyler kaldı mı diye sorarsanız ama var gözlerimle ve kendimle şahit oldum. Buraya duygularımı yaşadığım şeyleri yazıyorum. Fakat bir destek goremiyorum. Bu özgürlük Savaşçısının size ihtiyacı var yorumlariniza ihtiyacı var.

       Nur A.

3 Ağustos 2016 Çarşamba

KORKUYORUM HAYATTAN

Korkuyorum Hayattan

Korkuyorum bu amansız hayattan. Hayat o kadar acımasız ki insanlar ona tutunurken onun elinden bırakıp gidiyor. İnsan bu hayatta mücadelesini doğru düzgün devam ettiremiyor. İnsanlar hor gorunuyor. Kimse kendi kusura bakmadan başkasının kusurunu dile getiriyor. Dört dörtlük insanlarmış gibi. Karınlarını doyurmak için iş arıyorlar fakat ustleri musait olmadığından kapıdan kovuyorlar. Herkesin içinde azarliniyorlar. O kadar çaresiz kalıyorlar ki insan artık dileniyorlar. O dilenen insanlara bir şey vermek istediğimizde yüzleri kızarıyor, çekiniyorlar. Ama bu hayat mücadelesinden vazgeçmiyorlar.
 Hayat biz senden korkmamıza rağmen sana karşı çıkıyoruz. Biz sana karşı galip geleceğiz...
Hayat bu kadar insanları muhtaç olacak kadar kötü olamaz