15 Haziran 2018 Cuma

Bir Bakmışsın Herşey Değişmiş

Öncelik olarak Herkese kocaman Hayırlı Bayramlar diliyorum.
Herkes Allah'a bir  kez olsun bile sevdiği insana kavuşmak için dua etmiştir. Allah'ım ne olursun evlenelim , Allah'ım lütfen geri gelsin, Allah'ım lütfen sevsin beni diye muhakkak eden olmuştur etmeyen ise ya sevdiğine kavuşmuştur ya da bu duayı edecek sevmemiştir. 
Bu dualardan birini bende ettim ama böyle nasıl ediyorum bir bilseniz. Ben her akşam dua etmeden asla uyumam, artık dualarda öncelik sıram değişmişti böyle olsun diye bekliyorum artık, hani Allah'a bir kere dua etmedim hergün etmişim ya artık kabul olacakmış gibi bakıyorum. Bi de yıllar sonra birine tutulmuşum Allah !! Deli gibi   dua ediyorum.  Ama ben sanki sevmeyi unutmuşum gibiyim. Kimi beğendiysem ben kesin onu seviyorum tabiri caiz ise böyle ayran gönüllü olmuşum. Aradan 4 sene geçmiş sevmek nasıl bir şey unuttum tabi. Geçen senelerde gittiğim doktor vardı o hep böyle sevmeye çalış demişti ben de diyorum ki hıı bu kadın böyle demişse ayran gönüllü olmalıyım falan. İşte biz oğlanla konuşuyoruz böyle hergün konuşuyoruz benden fotoğraf istiyor görüşmek istiyor tabi ben o zamanlar oğlana karşı bir şey hissetmiyorum. Oğlan tuttu bir gün sevgili olalım gibisinden konuştu ben daha tanımıyorum ya yok dedim  neyse aradan zaman geçti biz haylan konuşuyoruz tempo yine aynı aralıksız konuşmalar falan , ben de gün geçtikçe sevmeye başlıyorum sağlam adım atmak istiyorum.O aralar oğlan görüşmek istiyor ben yok diyorum kaçıyorum, okulda görüyorum yine kaçıyorum. Aradan 3 ay falan geçti bu oğlanın sevgilisi oldu ben o ara varya oo başımdan sıcak sular döküldü. Ama garip olan bir şey var biz haylan konuşuyoruz oğlanla her gün mesaj atıyor bir yandan da sevgilisi var tabi. Neyse işte benim o ara başladı dua etmelerim, bu oğlan bir sene geçtikten sonra sevgilisinden ayrıldı. Tabi ben nasıl mutluyum uçuşuyorum bizim konuşmalar tam gaz devam ediyor. Yalnız ben bir ayrıntıyı gözden kaçırmışım. Biz bu oğlanla arkadaş gibi konuşmaya devam ederken ben biriyle tanıştım.Ama bu sefer farklı hissetiriyor , bu oğlandan hergün buluşmamak için kaçarken diğer yeni tanıştığım oğlanla ile hergün görüşmek buluşmak istiyorum böyle görseniz ağızım kapanmıyor az kalsın sinek kaçacak o derece 32 diş gülümsüyorum. Ee ne oldu gitti mi her gece, her gün ettiğin dualar, sevmiş miyim ben başka birine tutulmuşum böyle yani ayıptır demesi yeni tanıştığım oğlanı görseniz bu ne kız ! dersiniz öyle çirkin. Ben onun içine tutuldum. İnsanlar bazen derler ya dış güzelliğe bakmıyorum ben iç güzelliğe bakıyorum . Ben de hep pehh he he adamda birazcık yakışıklıkta olacak diye konuşurdum. Gelin görün ki ben bunların hepsini yuttum.  Vay be Nur dedim bir duanın hayırlısı istemeyince böyle kalıyorsun baksana ne için dua ediyordun şimdi kimi seviyorsun .
Bir bakmışsın herşey değişmiş şuan içi içime dokunan kişiyle konuşuyorum tek korkum var o da benim ayran gönüllüğümden doğan bir şey olması umarım öyle değildir.

1 Haziran 2018 Cuma

Adı Şiir Olsun

Bir kızımız olsun , adı Şiir olsun. Ona Nazım Hikmet'ten, Cemal Süreyya'dan,Atilla İlhan'dan , Ahmed Arif 'den bahsedelim onların şiirleri ile büyütelim , şiir kızımız şiirler içinde büyüsün. Şiir kızımız senden alsın   ağızını,burnunu,gözünü senin gibi baksın ama senin gibi uğraştırmasın. Benden öğrensin sevmeyi senden değil senden öğrendiği vakit derin yaralar açar. Şiir kızımız akıllı uslu olsun. İşaret dili bilsin anlasın her türden insanı , gülümsediği vakit güneş açsın yüzünde,kimse üzmesin Şiir kızımızı ,mutlu olsun.
Bahçede salıncak kuralım, hep beraber pikniklere gidelim seversin sen piknikleri Şiir kızımızda sevsin piknikleri...
En çok seni sevsin Şiir kızımız annesinin gözünden sevsin ve en çok ağladığında anne değil baba desin !!
Şimdiden kurdum hayalimizi bir sen yoksun işte sen olsan Şiir kızımızda olacak tez zamanda gel kavuşalım... 

12 Kasım 2017 Pazar

Düşünsene


Şimdi düşünsene sadece ikimizin, kitaplarımızın ve yıldızların olduğu bir gezegen belki de bir dünya düşün.. Içinde sadece ikimizin masal kahramanı olduğu bol bol kitapları, her bir yıldızın ısmini bizim koyduğumuzu düşün böyle ama güzelce düşün dur dur düşünmekle  yetinme düşle ama böyle sınırlarını zorlayacak kadar düşle ama bak sadece ikimizin olduğu... Sonra aklına ölümsüzlük gelsin hastalığın bile olamadığı bir yer gibi... Yıldızlara bakınca isimlerini karıştırıp tartıştığımızı düşle en sonunda sen doğru bildiğin halde benim doğruluğuma inandığını düşle.. Sevgilim yeterince düşlemedin mi yoksa gözlerimi kapatınca göremiyorum hadi biraz daha kuvvetli ama duymuyor musun beni hadi ama göremiyorum...

18 Eylül 2017 Pazartesi

Nazım gibi sever misin?

Herkes bilir Nazım'ın Piraye'ye olan  aşkını  adına  şiirler,mektuplar, sözler yazdığını. Piraye hep Nazım' a esin kaynağı binevi ilham perisi olmuştu. Nazım ve Piraye'nin hikâyesini okudum onu da sizinle paylaşmak isterim yazı şu şekilde başlıyor;
Şüphesiz ünlü şair Nazım Hikmet’in birçok aşkı olmuştur, ama aralarında biri vardır ki bir ömre bedeldir. Bavullar dolusu mektuplar az gelmektedir. Adı Piraye’dir… Nazım’ın en uzun süre evli kaldığı kadındır Piraye.

Piraye, Nâzım’ın kız kardeşinin arkadaşıdır. Kocasından ayrılmış; iki çocuk sahibi dul bir kadındır. 1935 yılında kimseye haber vermeden evlenip İstanbul’a yerleşirler. 

Ama bir türlü gün yüzü göremezler. Nâzım Hikmet’in mahpusluk günleri başlayacaktır. Şair, o kadar çok şiir yazmıştır ki Piraye’ye… O kadar çok mektup yazmıştır ki, “Karıcığım, canım karıcığım” diye başlayan… Misal, “Karıcığım, bu seferki ilk mektubuma senin için yazdığım bir şiir ile başlıyorum: Saat dört yoksun, saat beş yok/ Altı, yedi ertesi gün ve belki kim bilir… Hapishane avlusunda bir bahçemiz vardı. / Sıcak bir duvar dibinde on beş adım kadardı./ Gelirdin, yan yana otururduk, kırmızı ve kocaman muşamba torban dizlerinde…”
Şiir bu duygu haliyle devam eder ve mektup şöyle sonlanır: “Kuzum karıcığım, bu şiirleri iyi oku… Yazdıklarımın en ustaları değilse de en yalansızlarıdır. Seni nasıl yalansız, süssüz, sanatsız seviyorsam, bunlar da öyle…” 


Her güzel şey gibi, Nâzım-Piraye aşkı da bir gün aniden bitiverir. 1946 yılında Bursa Hapishanesi’nde yatarken, dayısının kızı Münevver’in ziyaretleri sıklaşmıştır. Artık Nâzım Hikmet ile Münevver’in aşkıdır gündemde olan… Şair mektup yazar Piraye’ye ve anlatır durumu tüm açık yürekliliği ile… Piraye Hanım yıkılır ama kimseye belli etmez. Bu arada Münevver de evli ve bir çocuk sahibidir. Kocası ayrılmak istemez. Nâzım Hikmet, tam da o günlerde bir mektup yollar Piraye’ye ve şöyle der: “Yeryüzünde hiçbir insan, hiçbir insana benim sana yaptığım kötülüğü yapmamıştır. Bütün bunlara rağmen gel. Sana ‘gel’ diyecek kadar yüzsüz ve alçaksam, ne halt edeyim, öyleyim işte. Fakat gel. Ve benden nefret ederek, beni hor hakir görerek de olsa, beni bir daha yalnız bırakma!”
Gelmezse intihar edeceğini söyleyen mektuplar yazar karısına… Haberler gönderir. Piraye dayanamaz gider sonunda. Daha sonra da Nâzım Hikmet, Piraye için yazmaya devam eder. Nâzım bir ara açlık grevi yapar mahpushanede ve rahatsızlandığı için hastaneye kaldırılır. Bu durum aslında Piraye Hanım’la sonun başlangıcı demektir. Özel bir bağışlanma bekleyen şair, serbest bırakılacağını düşünmektedir; bu arada Münevver Hanım’la görüşmelere de başlamıştır. Piraye Hanım anlar durumu, ama yine de hastaneye gider ve çıktığında evine gelebileceğini söyler Nâzım’a… Tam bu konuşma sırasında, görüşme odasının kapısı açılır ve içeriye Nâzım’ın kız kardeşi ile Münevver Hanım girer. Şair son derece sevimsiz bir durumda kalmıştır. Piraye Hanım derhal çıkar odadan. Bu Piraye ile Nâzım’ın son görüşmesi olur. Nazım’ın 1933’den 1950’ye kadar 17 yıl boyunca kendisine yazdığı mektupları, Piraye bir tahta bavulda sakladı. 


Nazım ve Piraye her ilişkide olduğu  gibi inişli çıkışlı  ilişkileri oluvermiş. Nazım Piraye'yi sever ama erkeklik zaafına yenilip aldatır. Oysaki Piraye severdi onu delicesine Nazım pişman olacak ki Piraye'yi geri ister. Fakat 2.defa aynı şey olmaz Piraye gururuna yediremez ve çekip gider. Nazım oysaki severdi Piraye'sini neden öyle yaptığını hiç bir zaman anlamayacagim.
Ama gün olur biri çıkıp gelirse Nazım gibi sevmesini isterim. Nazım gibi şiirlerde,mektuplarda  sevsin isterim ki.
"Beni Nazım gibi sever misin ? "
Sevgilerimle 
Nur

11 Eylül 2017 Pazartesi

Evlenirsek Yazarım

Geçenler de  şu bizim Diyarbakır’ın meşhur hanına  gittim (Hasan Paşa Hanı) tek başıma  oturdum bir de çay istedim arada yaparım  yalnız kalmak isteyince. 
Böyle düşünceli düşünceli oturkene  25-30  yaşlarında  adı  Seher olan bir kadın geldi yamacıma eşini beklerkene biraz soluklanmak istemiş. Bir çayda  ona istedik.

 Başladık koyu bir sohbete ben anlattıkça o anlatıyor ( yabancı biri olunca içinizi dökmek daha iyi oluyor) sonra birden eşiyle  tanışma  ve evlilik hikayelerini anlattı.( garip olan tanışma hikayeleri değil evlilik hikayeleri) 
Şöyle  başlıyordu eşiyle  tanışma  hikayelleri  Seher ablamız  birinci sınıftayken eşiyle  tanışıyor  eşi  ondan 2 dönem üste aynı fakültede fakat farklı bölümlerde okuyorlarmış. Sosyal medya  aracılığıyla  tanışmışlar  tesadüfende aynı fakültede olduklarını bulmuşlar. Seher abla eşiyle  hep telefon üzeri konuşurmış hep mesajlaşarak ne o eşinin sesini duymuş  ne de eşi onun sesini. Çünkü Seher abla hep eşinden kaçmış (bugün  güzel  değilim yarın görsün beni diye diye kaçmış) hep birbirlerini uzaktan görürlermis. Bu arada eşide rahat duran biri değilmiş  Seher ablayla konuşurkene 3 kızla birlikte olmuş. Seher  abla sabretmis çünkü aşık olmuş bir kere eşine. Eşinin sevgilisi olmasına rağmen Seher ablayla her gün yazışırlarmış. Gel zaman git zaman Seher abla 4.sınıf eşi  ise mezun olup çalışmaya başlamış. Seher abla eşini unutmuş değil seviyormuş  haylen  bunlar ilk defa buluşmaya karar vermiş  Seher abla bu sefer kaçmayacakmış çünkü bir şeyler aklında kurup öyle gitmiş. Oturmuşlar ikisi bir çay bahçesinde Seher ablanın konuşması şu  şekilde olmuş;
-  Ben  cumhurbaşkanlığı seçim  zamanı yaptığı  balkon konuşması gibi  sana evlilik konuşması yapamam.
Yemek yapmayı bilmem, temizlik desen kendimce temizlerim sana vereceğim  tek 2 şeyim var  o da sevgim,saygım 
Eşi  bunları  duyunca şaşırmış  bu kız  yıllarca  beni nasıl sevmiş  dercesine o kadar da halt yemişken. Eşinin tek cümlesi şu olmuş 
- Sen şiir,yazı yazıyordun öyle değil mi ? 
  Seher  abla evet anlamında başını sallamış. Sonra eşi demiş ki
-  Bana da şiir yazar mısın? 
Seher abla hafif bir gülümseme ile şu cevabı vermiş 
-   Evlenirsek yazarım 
Bu sayede evlenmişler. Seher ablamız eşine şiirler,sözler  yazmış okumuş. Eşi de bir gün  ona yazdığı bütün şiirleri,sözleri ufak bir kitap haline getirip hediye etmiş. Seher abla evlilik teklifini etmiş gibi bir şey olmuş çok ilgimi çekti  kadın  resmen benim yapmak istediğim şeyi yapmış Ben de buna ilaveten şunu diyorum 
Gönül işleri gerçekten sabır işi, cesaret işi   Seher ablayı  bu cesaretinden dolayı tebrik ediyorum. Aslında bende çok seversem gel evlenelim derim. Gönül işlerinde  kadın erkek ne fark eder seviyorsan git evlenelim de :) 

Çok sevgilerimle;
       
   Nur



13 Temmuz 2017 Perşembe

Eski Masalın En Yeni Kahramanı


Herkesin hayatının bir   masalı  olduğunu düşünüyorum. Kiminin mutlu sonla kiminin kötü  sonla bittiğini  sanıyorum.
 Ben masalımın yeni bittiğimi sanarken meğersem benim masalım devam ediyormuş!
Fakat benim masalım  bu sefer farklı "sevda" gibi kokuyor. 
Içinde biraz hayel kırıklığı, umut var bu sevda imkansız gözüküyor ,ulaşılamaz görünüyor. 
 çünkü başkası kendine bu sevdayı  çoktaaan yâr etmiş  

1 Temmuz 2017 Cumartesi

Bakalım Bakalım

Herkese kocaman merhaba diyorum!!
Eskisi gibi yazmadığımı  fark ettikten sonra hemen kendi kendime aman Allah'ım benim bir blogum var ve acilen yazmam gerek dedim. Yazmak için yazıyor olabilirim  şuan ama   olsundu diyoruz.
Blogumun 1 yılını  doldurmak üzereyim. Ben buraya uğramadan önce  içine kapanık  her şeye ağlayan zırlayan biriydim.  Burası benim dönüm noktam oldu diyebilirim. Burada  bir seyler anlattıkça yazdıkça  rahatlamaya başladım. Buraya    aşırı  duygu yüklü geldim ki kendim bile aşamam sandım.  Ama bugün yine bakıyorum ki vay be Nur sen neleri aşmışsın diyorum. Duygularımı eskisi belli etmemeye çalışıyorum. Evet kendime olan sözleri tutmuş gibiyim. Eskiden duygusal bir olay karşılaşınca ilk ağlayan  ben olurdum. Fakat şimdi öyle  değil ne kadar güçlü  olduğumu  keşfettim. Ailem  tarafımdan (baba) cok inciltildim onları aştım  sayılır ve aşmaya devam edeceğim.


Geçen sene üniversite  kazandım. Orası  bana çok şey kazandırdı iyi kötü. Hiç mi hata yapmadım  orada,  elbette yaptım büyük veya küçük  hattalarımla doğru seçeneği buldum. Üniversite  bana ait olan hayatımı, özgürlüğümü verdi. Özgürlüğün  sadece gezmek dolaşmak  olmadığı anladım. Adımın  hakkını verebilecek düzeye gelmemi sağladı. Evet ben bir Özgürlük Savaşçısıyım, savaşçı  olmayı küçük  kimsesiz çocuklara yardım ederek öğrendim. Belki de başımımdan bu kadar ağır  olaylar gecmeseydi ne ben kimsesiz çocuklara yardım  ederdim  ne de savaşçı  olurdum.... 
Hakkımı kimse yedirmemeyi öğrendim. Eşitlik, hak, adalet aradım. Hepsini bir arada ve her daim bulamasam da kendim tarafımdan sağlamaya çalıştım.
Ablalık yetkimi tek ailem  içinde  olmadığını anladım. ( yaklaşık  bir buçuk yıldır 5 çocuğa  ablalık yapmayı öğrendim)
Bakalım  bakalım hayat bana daha neler öğretecek  !!!